Biz dünkü Osmanlının bugünkü torunları olan Yeni Osmanlılarız. Dünyaya ilan ederiz, biz onlarız ve gelecekte onlar gibi olacağız. Ya Allah! Bismillah! Allahu Ekber!
Biz mazisiyle övünen, mazisindeki şan ve şerefi yaşatmak azmiyle yürüyen Yeni Osmanlılar Alperen ruhu taşıyan, örnek, önder ve öncü olan ve olmak istiyen gençlere hitab ederiz. Hedefimiz
600 sene İslamın sancağını taşıyan,
şanlı ecdadımızın kutsal mirasına sahip
çıkacak gençlerle yeni ufuklara doğru, yeni bir Osmanlı'ya
doğru el elle kardeşce yol almak ve Kanturaoğulların
Devlet-i Ebed Müddet ülküsünü yeniden canlandırmak. Bu bizlere Peygamber
Efendimiz sallahu aleyhi ve sellemden ve atalarımızdan kalan kutsal
bir emanet.
Hadislerde
Kanturaoğulları’nın Araplardan sonra İslam’a sahip
çıkacağı ve hizmet edeceği belirtilir. Zira gerçekten
Kanturaoğulları yani Türk milleti kazandığı yüksek
mertebeyle insanlara efendilik etmiş, İslam’la
karşılaşınca da hasretle beklediği vazifeyi
bulmuş, irşad ve tebliğe İslam adına devam
etmiştir.
Nitekim, Karahanlılar’dan Gazne’ye, Selçuklu’dan
Osmanlı’ya devreden bu bayrak, hadislerde ifade edildiği üzere
artık Kanturaoğulları’nda kalmıştır. Bunu hatırlamamız gerek.
Biz onlarız ve gelecekte onlar gibi olacağız. Çünkü tapu Osmanlının üzerinden silinmemiştir. Gerçi isimde değişmiştir ama o tapu hala Osmanlının üzerinde yazılıdır. Ve ümidimiz odur ki olan ve olusan Yeni Osmanli cemiyetleri İslamın uyanmasına vesile olacaktır. Osmanlının vazifesi henüz 700 yılda bitmiş değildir. Vaktin sahibi gelecektir, Peygamber müjdesidir bu. Bizim dağınıklığımızı toplayacak olan isim Yeni Osmanlılardır. Yeni Osmanlılar isminde akın akın toplanabilmeliyiz. Yeniden büyük Osmanlı'yı manevi olarak canlandırmalıyız.
Biz Sultan Alparslan’ın inancı, Sultan Yavuz’un Sesi, Sultan Fatih’in Nesliyiz. Biz Yeni Osmanlı Alperenleriz. Davamız ermişlerin, kendini büyük bir davaya vermişlerin, Allah yolunu mütevazi ve onurlu yürüyenlerin. Tarih boyunca “Alperen” kurucudur. Şimdi de Yeni Osmanlı Alperen kadim bir medeniyeti yeniden tedavüle sokma, yani yeniden kurma, inşa etme, yeniden aleme nizam verme ülküsünün ülkücüsüdür.
Bizim yolumuz Muhabbetullah’a ve Marifetullah’a giden yol. Biz Yeni Osmanlı Alperenler dünya işlerinde başarılı ama tüm bu işleri rızayı İlahi’yi kazanma aracı olarak gören, ibadet istikrarı olan, okuyan, okuduklarından çıkarımlar yapabilip yeni fetihlere yol alan insanlarız.
Bir toplumun
geleceğe ait bir hedefi, bir ufku, bir vizyonu yoksa o toplum, ömrünü
tamamlamak üzeredir ve kisa sürede tarih sahnesinden silinme durumuyla
karşı karşıya demektir. Tarih ve yeraltı böyle nice
ibret belgesiyle doludur. Vizyonu olmayan milletler, yaşama azmini
kaybederler. Yaşama azmini kaybeden milletleri ise toprak yutar.
80 sonrası milletimize böyle bir vizyon verilmemişti. Bu dönem
içindeki en büyük vizyonumuz, AB'ye eklemlenmekti. Tarihin hiçbir döneminde
bir oluşuma eklemlenenin geleceği şekillendirdiği
görülmemiştir. AB'ye eklemlenmek bir vizyon, bir perspektif olamaz; olsa
olsa en iyi ihtimalle vizyona ulaşmada araç olabilirdi. Şimdi o da
mümkün değil.
Vizyon, sadece bir uzak görüşlülük değildir. O ayni zamanda hedef
tayinidir; geleceğe yön verme iddiasıdır. Bugünden
iddiası olmayan milletler, gelecekte belirleyici olamaz; yön verip geleceği
şekillendiremezler. Geleceğin nasıl şekilleneceği
bugünkü vizyonunuza bağlıdır. Bizim yapacağımız
budur. Bugünden geleceğe hazırlanmaktır.
Belli sorumluluklar üstlenmiş insanlar, içinde
yaşadıkları zaman diliminde çok başarılı
olabilirler; bütün mevkileri elde etmiş, bütün sıfatları
kazanmış olabilirler; ancak, geleceği görememiş ve
yorumlayamamışlarsa, daha da önemlisi toplumun geleceğinin
inşasına katki sağlayamamışlarsa tarih, onlari
hiçbir sorumluluk üstlenmemiş kişiler gibi sıradan olarak
kabul eder. Buna karşılık, sorumluluk üstlendikleri dönemde
zamanın gecerli sıfat ve makamlarını tam olarak elde
edememiş kişiler, eğer geleceği algılayabilmiş
ve inşasına katkıda bulunmuşlarsa tarih, o tarz
kişileri "önder" olarak sayfalarına kaydeder.
"Önder" kişi, "hal"le yetinmeyendir.
"Hal"den ders çıkarıp geleceğin yoluna taş
döşeyendir. Bu yol oldukca uzundur; vuslatsızdır; bilinmezdir;
zahmetlidir; bazen yıllarca değil, yüzyıllarca sürebilir;
bazen bir değil, birden çok önderin taş döşemesi gerekebilir. Bu
yolu insan ömrüyle millet ömrünü ayirt edebilenler, fark edebilir. İnsan
ömrünün oldukca kısa, millet ömrünün ise oldukca uzun olduğunu fark
edenler, bu çileli, bu bilinmez, bu vuslatsız yolun yolcusu olabilirler.
Aceleci olan, sabretmesini bilmeyen bu yola giremez. Öfkeli olan, kibirli
olan, akıl ve bilgiyi esas almayan bu yolun yolcusu olamaz.
Geleceğin inşası, tarihin bütün dönemlerinde ancak gençlikle,
gençliğin eğitimiyle mümkün olmuştur.
Gençliğin inşası, milletin inşasıdır.
Gençliğin inşası milletin geleceğinin
inşasıdır.
Gençliğin inşası zamanın inşasıdır.
Gençliğin inşası zamanla milleti uyumlu hale getirmenin
inşasıdır.
Tarihin kaydedeceği "önder" kişi, gelecekle gençliği
buluşturup yol arkadaşı yapabilendir. Gençliği dikkate
almayan, gençliği geleceğin tasarımına yönlendiremeyen,
"hal"le yetinen, "hal"deki başarı veya
başarısızlıklarla meşgul olan, adeta millet ömru
için bir "an" hükmünde olan günlük bu meşguliyetlerin içinde
boğulanlar sıradanlaşır ve tarihe mal olamazlar. Zaman
onları daha yaşadıkları dönemde öğütür ve millet
hafızasına kaydetmez. Bu tip kişiler, ancak bir neslin
hafızasını işgal edebilirler ve ikinci nesil onları
hatırlamaz bile.
Buna karşılık gençlikle geleceği yol arkadaşı
yapan "önder" kişiler ise degil ikinci nesil, nesiller boyu
hatırlanırlar. Ancak bu tip kişiler, milletin
hafızasında yer edebilirler.
Milletin hafızasında ve tarihin sayfalarında kaydedilen
kişiler, sıradan genel başkanlar veya sıradan liderler
değildir; bunlar örnek, önder ve öncu liderlerdir. Bunlar, vizyon
sahibi; aklı ve bilgiyi rehber alan; cesur, kahraman, yürekli; tok
gözlü; haramı, helalı bilen; dürüst, özü- sözü doğru olan;
sabırlı, aceleci olmayan; mutekebbir olmayan; öfkeli ve hevesli
olmayan; menfaat beklemeyen; asil soy, temiz nesil olan kişiliklerdir.
İste ancak böyle kişilikler, gençlikle geleceği
birleştirebilir ve ancak böylelerine lider denebilir.
Lider odur ki, gelecek kuşaklarca anılmalı ve özlenmelidir.
Lider odur ki, nesillerin inşasıyla meşgul olandır. Lider
odur ki, "hal"in değil, geleceğin tanzimine kafa
yorandır. Lider odur ki, milletini geleceğe hazirlayandır.
Zafer Allah’a İnananlarındır.
Ya Allah! Bismillah! Allahu Ekber!
|